ABD’li üç doktorun gönüllü olarak gittikleri Gazze’de hastanelerdeki tanıklıklarını konu alan “Amerikalı doktor” belgeseli, Sundance Film Festivali'ndeki prömiyerinin ardından 14 Ağustos’ta ABD'de vizyona girdi. Belgeselde üç farklı din ve kimliğe sahip doktorlar yer alıyor. Onlardan biri, ABD vatandaşı Filistinli doktor Thaer Ahmad, CNN Türk’ten Serdar Korucu’ya konuştu. Gazze’ye daha önce 2009'da Dökme Kurşun Operasyonu döneminde de gittiğini söyleyen Ahmad, “7 Ekim'den sonra, olan biteni izlerken, geri dönmek ve meslektaşlarımla, arkadaşlarımla birlikte çalışmak istediğimi biliyordum. Gitme fırsatı ortaya çıktığı anda harekete geçtim” dedi. Gazze’ye yardıma gitmenin toplumsal sorumluluğun parçası olduğunu söyleyen Thaer Ahmad, “Sadece oturup, ‘Umarım işler düzelir’ diye bekleyemezsiniz. Hayır. Düzelmesi için bir şeyler yapmanız gerekli” diye konuştu.
ABD’nin Chicago eyaletinde acil servis doktoru olarak çalışan Thaer Ahmad, Gazze’yi daha önce gittiği halinden tamamen farklı bulduğunu söyledi: “2024 yılının Ocak ayında hastaneye girdim. Hem içeriye sığınanlar hem de tedavi bekleyenler vardı. O ilk gün, Filistinli doktorların ve hemşirelerin, yer olmadığından hastane zemininde bombalardan yaralanan insanlara baktıklarını gördüm. Bu benim için daha önce hiç görmediğim bir şeydi. O kadar çok yaralı vardı ki yatak ve sedye yeterli olmuyordu.”
'BATI, GAZZELİLERİ İNSAN OLARAK GÖRMÜYOR'
Ahmad, Batı’nın Gazze’de yaşananları görmek istemediğinin altını çizdi: “Batı dünyasının büyük bir kısmı, Filistinlileri, daha doğrusu, Müslüman Arapları, Afrikalıları ve açıkçası Türkleri de insan olarak görmemeye çalışıyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde olan şey bu. Bir katliamı ya da yıkılmış binaları bile gördüğünüzde, sanki orada insanlar, çocuklar öldürülmemiş gibi yapıyorlar. Sanki kendi kendilerine ölmüşler gibi. Halbuki onları öldüren bir ordu var ve dünyanın en gelişmiş silahlarını kullanıyor, dünyanın en güçlü ülkeleri tarafından da destekleniyor. Tüm bunları savunmasız insanları hedef almak için yapıyor. En savunmasız insanlar Gazze'de katledildi. Yaşlılar, hamileler, çocuklar... Gazze'de en az 23.000 çocuk öldürüldü.”
Dr. Thaer Ahmad, Gazze’de çocukları tedavi ederken aklına kendi iki kızının geldiğini belirtti: “Bir babayım, Filistinliyim. Bu benim durumumu çok zorlaştırdı. Başka ailelerin yaşadığı trajediler ardından aklınıza bir düşünce geliyor. Ben Amerika Birleşik Devletleri'nde yani güvenli bir ortamda yaşıyorum ama bu insanlar Gazze'de doğdular ve bu onların öldürülmelerini normalleştirmemeli. Bu korkunç bir adaletsizlik. Hastanelerde Filistinli meslektaşlarım olmasaydı bu yükle çökerdim. Onlar bana nasıl faydalı olabileceğime dair yardım ettiler.”
"İSRAİL'İN ÖLDÜRDÜĞÜ HİND RAJAB'IN SESİ KIZLARIMI HATIRLATTI"
Dr. Ahmad, İsrail güçleri tarafından öldürülen ve İsrail'in soruşturma başlattığını açıkladığı altı yaşındaki Filistinli kız çocuğu, Hind Rajab'ın sesini duyduğu anı kırılma noktası olarak işaret etti, “Hind'in sesi hepimizi paramparça eden anlardan biri” dedi: “Bazı anlar vardır, sizin için öncesi ve sonrası olur. Hind de benim için öyleydi. İsrail ordusunun Gazze'de ne kadar acımasız olduğunun çok açık bir örneğiydi. Melek gibi bir sesi olan küçük kız çocuğunun arabasına tank mermileri yağdı ve üç saat boyunca yavaş yavaş kan kaybından hayatını kaybetti. Bu beni çok üzdü. Ve evet, sanırım bunun sebebi iki kızımın olması. Üstelik, onun saldırının başında hayatta kalabileceğini, kurtarılabileceğini de biliyorum. Onun aramızda olması gerekiyordu. Pek çok insan şunu anlamıyor: Filistin Kızılayı, onu kurtarmak için iki sağlık görevlisi gönderdi. İsrail ordusundan izin ve onay almışlardı. Ama küçük kıza yaklaştıklarında, 50 metre kala, onlara da roketle ateş açıldı ve ikisi de öldürüldü. Roket ambulanslarına isabet etti. Bu sırada annesi telefonda onunla konuşmaya ve onu teselli etmeye çalışıyordu, belki birileri gelip onu kurtarır diye düşünüyordu. Hind, 23 bin çocuktan, 23 bin hikayeden biri. Bence CNN Türk'te, röportajınızda bunu anlattığımda izleyicileriniz mutlaka şunu anlayacaktır. Gazze'deki her çocuk bir evren, koca bir dünya. Ve küçük bir çocuk öldürüldüğünde, dünya durmalı, yas tutmalı ve acıyı hissetmeli. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Birleşik Krallık'ta, Avrupa'da bu yapılmıyor. Bizim yapmaya çalıştığımız da görmezden gelememelerini sağlamak.”
'FİLM İNSAN HİKAYELERİNE ODAKLANIYOR'
"Amerikalı Doktor" filminin insan hikayelerine odaklandığını söyleyen Dr. Ahmad, bu belgeselin ABD izleyicisine ulaşmak için çekildiğini belirtti. Gazze’ye yeniden girmek istediğinde talebinin 5 kez reddedildiğini anlattı: “Filistinli olduğum için Gazze’ye gidemeyeceğim açıklandı. Bize, Batı Şeria veya Kudüs'ten Filistinlilerin Gazze'ye giremeyeceği ve Gazze'deki Filistinlilerin de Filistin'in diğer bölgelerine giremeyeceği söyleniyor. Bu, Filistinlilerin topraklarını terk etmeleri için yapılan planın bir parçası. Birbirimize ulaşamıyoruz. Birbirimizi göremiyoruz. Bu nedenle reddedilen tek kişi ben değilim. Ben pek çok Filistinliden biriyim. Yarın dönmeme izin verilse hemen giderim. Pek çok kez reddedildiğinizde, toprağın ne kadar değerli ve kutsal olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. Evet, dünyanın girilmesi en zor yerlerinden biri ve bu benim sorumluluğum. Eğer fırsat bulursam hemen giderim.”
Dr. Thaer Ahmad, Türk halkına Gazze konusundaki dayanışması için de teşekkür etti: “Yaşananın soykırım olduğu konusunda Türklerin kafaları karışık değil. Filistin'de yaşananların kabul edilemez olduğunu anlıyorlar. Ve Filistin hakkında konuşmaya devam etmelerini kendilerinden istiyorum. İnsanların hikayelerini anlatmaya, isimlerini söylemeye devam etsinler. İstanbul'da Filistin bayrağı taşıyan insanların protestoları sırasında verdikleri mesaj ve yaptıkları şey çok güçlü. Bu görüntüler, Filistin'e, Gazze'deki insanlara ulaşıyor. Türkiye'den gelen desteği görüyorlar. Bu yüzden önemli. Türk halkına, Filistin halkına verdiği destek için, bir Filistinli olarak teşekkür ediyorum.”




