HABER MERKEZİ - “İyi Bayramlar Türkiye” ve “Sevda Diye Bir Kuş” gibi şarkılarıyla tanınan sanatçı Soner Olgun, bir süredir mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle yaşam mücadelesi veriyor.
67 yaşındaki sanatçı, yüksek ateş nedeniyle kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alınmış, daha sonra kendi isteği, doktorlarının değerlendirmesi ve ailesinin onayıyla evine götürülmüştü.
SAĞLIK DURUMU KRİTİK
Soner Olgun’un eski eşi Özlem Koldaş, daha önce yaptığı açıklamada sanatçının durumunun kritik olduğunu belirterek, “Onun huzuru, konforu ve sevgiyi hissetmesi şu an bizim için en önemli şey” ifadelerini kullanmıştı.
ÖZLEM KOLDAŞ’TAN YENİ AÇIKLAMA
Soner Olgun’un sağlık süreciyle ilgili yeni bir açıklama yapan Özlem Koldaş, sanatçının hastalığının teşhis sürecinde yaşandığını öne sürdüğü sorunları anlattı.
Koldaş, uzun açıklamasında Soner Olgun’un önce diyabet teşhisi aldığını, daha sonra pankreas kanserinin ortaya çıktığını belirterek, ani başlayan ve ağır seyreden diyabet tablosunun daha erken araştırılması gerekip gerekmediğinin uzmanlar tarafından incelenmesini istedi. Yaşanan süreç nedeniyle büyük üzüntü yaşadığını ifade eden Koldaş, bir doktoru suçladı ve sert ifadeler kullandı.
'SONER’İ GÖZÜM GİBİ SAKINIRDIM'
Özlem Koldaş’ın açıklaması şöyle: "Size bugün Soner’in hastalık sürecini en başından anlatmak istiyorum. Çünkü yaşadıklarımızın içinde beni hastalığın kendisi kadar yaralayan başka bir şey daha var.
Kaybettiğimize inandığım zaman. Benim hayatımda iki çocuk var gibi hep söylerim. Biri kızım Elif, biri Soner. İkisini de gözüm gibi sakınırım. Soner’i özellikle sık sık doktor kontrolüne ve kan tahliline götürürdüm. Bir gün yine, 'Hadi Sonerciğim, gel seni bir kan tahliline götüreyim' dedim ve çok sevdiğim dahiliyeci arkadaşım Betül’e götürdüm. Kan tahlilleri yapıldı. O günkü sonuçlarında dikkat çekici bir sorun yoktu.
'SONER'DE BİR ŞEYLERİN NORMAL OLMADIĞINI HİSSEDİYORDUM'
Aradan yalnızca üç ay geçti. Soner’de yoğun bir ağız kuruluğu ve susuzluk başladı. Sık sık idrara çıkıyordu, halsizdi. Ankara’ya konsere giderken yol boyunca üç-dört kez arabayı durdurup tuvalete girmişti. Bir şeylerin normal olmadığını hissediyordum.
'KÜÇÜK BİR OYUNLA NÖROLAĞA GÖTÜRDÜK'
O dönem çok sevdiğimiz Metin Uca’yı damar tıkanıklığı nedeniyle kaybetmiştik. Ben de korktum; aklıma nörolojik bir problem geldi. Soner doktora gitmekten hiç hoşlanmazdı. O kadar gitmek istemezdi ki göz kontrolüne götürdüğüm sevgili arkadaşım Prof. Dr. M.E.'nin de yardımıyla onu neredeyse küçük bir oyunla nöroloğa götürdük.
'HİKAYENİN EN ACI YERLERİNDEN BİRİ'
Beyin MR’ı ve damar görüntülemeleri yapıldı. Çok şükür önemli bir bulgu çıkmadı. Soner bana dönüp: 'Gördün mü, bir şeyim yok. İlla benden bir hastalık çıkaracaksın.' dedi. Ben de: 'Hayır Sonerciğim. Şimdi endokrinolojiye gidiyoruz. Çünkü sende bir şey var ve ben bunu hissediyorum.'dedim. Ve benim için hikâyenin en acı yerlerinden biri tam burada başlıyor.
'ŞEKERİ 580 ÇIKTI'
Soner o dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Açlık kan şekeri 580, HbA1c ise 16,1 çıktı. Üstelik elimizde yalnızca üç ay önce yapılmış ve bu tabloyu göstermeyen kan tahlilleri vardı. Ailede diyabet olup olmadığı soruldu. Vardı. Soner’e insülin başlandı ve biz diyabet tanısıyla hayatımıza devam ettik.
'1,5 YIL BOYUNCA DİYABET HASTASI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜK'
Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Soner’in diyabet hastası olduğunu düşündük. Bugün dönüp baktığımda beni kahreden soru tam olarak burada başlıyor. Üç ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkan bu kadar ağır bir diyabet tablosunun altında başka bir neden olup olmadığı o dönemde araştırılmış mıydı? Pankreasın değerlendirilmesi gerekli miydi? Bu soruların tıbbi açıdan uzmanlar tarafından incelenmesini istiyorum. Google’a kısa cevabı ani diyabet direkt pankreas kanseri belirtisi yazıyor o diplomasını bir tarafına sokmak istediğim prof bunu bilemedi mi?
'NEDEN ARAŞTIRILMADIĞINI SORGULUYORUM'
Bugün geriye dönüp baktığımda, ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkili olup olamayacağının neden araştırılmadığını sorguluyorum. CA 19-9 gibi testlerin ve gerekli görülebilecek diğer değerlendirmelerin yapılıp yapılmaması gerektiği konusunda uzman görüşü alınmasını istiyorum. Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum. Ancak bugün, yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından da değerlendirme gerektirebileceğini öğrenmiş bulunuyorum. Bunun Soner’in özel durumunda geçerli olup olmadığını elbette uzmanların değerlendirmesi gerekir.
'YÜZÜ VE GÖZLERİ SARARDI, HALSİZLEŞTİ, İŞTAHI KESİLDİ'
Keşke o gün birileri bize, “Bunu da araştıralım” deseydi. Keşke... Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner’in yüzü ve gözleri sararmaya başladı. Halsizleşti, iştahı kesildi, mide bulantıları başladı. Yine doktora gitmek istemedi. 'Bir mide bulantısı ilacı alırım, geçer' dedi. Birkaç gün sonra yine elinden tutup götürdüm.'
'PANKREASTA KİTLE OLDUĞU SÖYLENDİ'
Bu kez safra yollarında bir tıkanıklık olduğunu öğrendik. Taş olmasını diledik. Ama yapılan değerlendirmelerde bunun taş olmayabileceği, pankreasta bir kitle bulunduğu söylendi. Hastalığın pankreasla sınırlı olmadığı ve uzak yayılım bulunduğu da bize aktarıldı. O gün dünyamız değişti. Benim bugün hâlâ cevabını aradığım soru şu: Bir buçuk yıl önceki o ani ve çok ağır diyabet tablosu daha ayrıntılı araştırılsaydı, Soner’in hastalığı daha erken yakalanabilir miydi?
'YAŞADIĞIMIZ SÜRECİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNİ İSTEMİYORUM'
Bunun cevabını tıbbi belgelerimizle, raporlarımızla ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle arayacağız. Kimseyi sosyal medyada mahkûm etmek istemiyorum. Ancak yaşadığımız sürecin üzerinin örtülmesini de istemiyorum. Amacım herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin bir hüküm vermek değil; yaşadıklarımızın tıbbi açıdan incelenmesi.
'SONER İÇİN KAYBETTİĞİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMANI GERİ ALAMIYORUM'
Ben bugün geçmişi değiştiremiyorum. Soner için kaybettiğimizi düşündüğüm zamanı geri alamıyorum. Ancak bundan sonra elimdeki bütün raporları, tahlilleri ve kayıtları ilgili uzmanlara ve gerekli mercilere sunacağım. Ben eski eşi olduğum için hukuki yetkimin bulunmadığı yerlerde kızları kendi haklarını kullanacak. Bunu intikam için değil, bir daha başka bir ailenin aynı soruları yıllar sonra sormaması için yapmak istiyorum.
'BİR İNSANIN YOKLUĞUNA NASIL ALIŞILIR BİLMİYORUM'
Ve Soner’e gelince... 21 yaşımdan beri hayatımda olan bir insanın yokluğuna nasıl alışılır, bilmiyorum. Belki de hiç alışılmaz. Ama onun için yapabileceğim son şeylerden biri, yaşadığımız bu hikâyeyi kendi deneyimimiz ve elimizdeki belgeler çerçevesinde anlatmak. Çünkü bazen insanın elinden zamanı geri almak gelmez. Ama yaşananların aydınlatılması için soru sormak, belgeleri paylaşmak ve bağımsız değerlendirme istemek gelir.
'ALLAH BELANI VERSİN'
Ve sen ; Prof Dr S.Ç. Sen insanı öldürüyorsun, bu işi bırak o diplomanı bir tarafına s..! Evet son dönemde herkese parasıyla diploma veriyorlar bence sen de satın almış bile olabilirsin! Ahi diyabetin pankreas pankreas kanseri belirtisi olduğunu bilmeyecek bir insan ancak diplomayı satın almış olabilir! İçimde de kalmasın. Hukuken bir cezası olmadığını öğrendiğim bu cümleyi senin için etmek istiyorum Prof Dr S.Ç Allah belanı versin!"
ÖNCEKİ HABERÇocuklara dijital yaşam kalitesi eğitimi verilecekSONRAKİ HABERGeçici çil yaptı ama 5 yıldır izi geçmiyor! 'Yara bere içinde'






