* The Base fikri nasıl ortaya çıktı?
- Art of Athletics’in bir uzantısı olarak hayata geçirdiğimiz The Base, hareketi ve iyi yaşamı günlük hayatın bir parçası haline getirmeyi amaçlayan bir hareket ve iyi yaşam alanı. Burada farklı disiplinlerde stüdyo dersleri, workshop’lar ve iyi yaşam odaklı etkinlikler olacak. Amacımız; insanların hareket etmek, kendilerine zaman ayırmak, yeni şeyler keşfetmek ve benzer bakış açısına sahip insanlarla bir araya gelmek için geldikleri bir iyi yaşam topluluğu oluşturmak.
* Daha önce bu alanda çalışmanız olmuş muydu?
- 30 yıldır düzenli spor yapıyorum. Çocuk yogası eğitmeniyim. 6 yıl okullarda çalıştım. Dolayısıyla benim katkım, bu alandaki uzmanlığı, sahip olduğumuz iş ve marka vizyonuyla bir araya getirmek oldu. Uzmanlık tarafında ise alanında deneyimli profesyonellerle çalışıyoruz.
* Nasıl bir merkez, neler yapıyorsunuz burada?
- Üst kat AOA hareket, performans ve ağrı yönetimini aynı sistem içerisinde ele alan multidisipliner bir hareket ve performans merkezi. Yoga, pilates, mobility, nefes, meditasyon ve farklı hareket pratiklerinin yanı sıra; beden, zihin ve yaşam kalitesini destekleyen etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Kısacası The Base, hareketin başladığı ama deneyimin hareketle sınırlı kalmadığı bir buluşma alanı.

Fotoğraflar: Murat ŞAKA
SAYGI VE NEZAKETİ BABAMDAN ÖĞRENDİM
* Babanız Ediz Hun Yeşilçam’ın duayenlerinden. Genelde oyuncu çocukları da sanata yönelir ama sizin ilginiz olmadı mı?
- Çocukluğumdan itibaren sinemanın içinde çok özel bir ortamda büyüdüm. Güzel sanatlar mezunuyum. Aynı zamanda da Davranış Bilimleri üzerine yüksek lisans yaptım. Sinema alanında deneyimim var ve babamla birlikte çalıştım.
İnsan bedeni, hareket ve sağlık beni çok heyecanlandırıyor. Kendi yolumu bulurken de ailemin bana bu konuda özgürlük tanıması benim için çok değerliydi.
* Tanınan bir baba figürüyle büyümenin artıları ve eksileri neler oldu size?
- Ünlü bir insanın çocuğu olmak farklı bir deneyim. Toplumda saygınlığı olan, herkesin sevgisini ve güvenini kazanmış bir insan olarak tanınması benim için her zaman büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu. Böyle bir insanın kızı olarak büyümek bana çok şey kattı. İnsan ilişkilerinde nasıl davranılması gerektiğini, saygının ve nezaketin ne kadar önemli olduğunu ondan öğrendim. Babamın hayatındaki duruşu ve insanlarda bıraktığı güzel iz benim için hep bir ilham kaynağı oldu. Kendi hayatımda da onun bana bıraktığı bu değerleri korumaya ve kendi yolumu kendi emeğimle oluşturmaya çalışıyorum.

BABAMIN ÖĞÜDÜNÜ MÜHÜR GİBİ TAŞIYORUM
* Ediz Bey size mesleki hayatınızla ilgili tavsiyelerde bulunuyor mu? Siz de kendisine danışır mısınız?
- Fikirleri benim için çok değerlidir. Özellikle hayata bakışı, insan ilişkileri ve çalışma disiplini konusunda kendisinden çok şey öğrendim. Ben de onun deneyimine danışmayı seviyorum. Çünkü yıllar içerisinde edindiği hayat tecrübesi çok kıymetli.
* Ediz Bey’in size verdiği en büyük öğüt nedir?
- Onun bana verdiği en büyük öğütlerden biri yaşam biçimiyle verdiği mesaj: İşini ciddiye al, insanlara değer ver ve yaptığın şeyin en iyisini yapmaya çalış. Bu öğüdü bir mühür gibi taşıyarak, kendi çocuklarıma da aktarıyorum.




