Hepimiz zaman zaman yapmamız gereken bir işi erteleyebiliriz. Ancak bazı kişiler için
erteleme günlük yaşamın tekrar eden bir parçası haline gelir.
Ders çalışmaya başlamak, bir e-postayı yanıtlamak, randevu almak, bir projeyi tamamlamak
ya da uzun süredir ertelenen kişisel bir işi yapmak sürekli sonraya bırakılabilir.
Dışarıdan bakıldığında bu durum tembellik veya disiplinsizlik gibi görünebilir. Oysa
ertelemenin altında çoğu zaman isteksizlikten daha fazlası vardır.
Kişi yapması gereken görevle karşılaştığında kaygı, yetersizlik, sıkıntı veya baskı hissedebilir
ve bu duygudan kısa süreli olarak uzaklaşmak için görevi erteler.
Erteleme Neden Rahatlatıcı Gelir?
Ertelediğimiz anda yapmamız gereken görev ortadan kalkmaz. Ancak o an için görevin
yarattığı rahatsızlık azalır.
Örneğin sınava çalışması gereken bir kişi;
“Biraz sonra başlarım.”
dediğinde kısa süreli bir rahatlama yaşayabilir.
Bu rahatlama beynin erteleme davranışını tekrar kullanmasına neden olabilir.
Böylece kişi her zorlandığında görevi ertelemeye başlar.
Ancak kısa süreli rahatlama uzun vadede daha fazla stres yaratır. Yapılması gereken işler
birikir, zaman daralır ve kişinin kendisine yönelik eleştirisi artabilir.
Ertelemenin Altında Kaygı Olabilir mi?
Evet. Bazı kişiler bir görevin kendisinden çok, o görev sırasında yaşayabilecekleri
duygulardan kaçınır.
“Ya yapamazsam?”
“Ya başarısız olursam?”
“Yeterince iyi olmazsa?”
gibi düşünceler göreve başlamayı zorlaştırabilir.
Bu durumda kişi başlamadığı sürece performansıyla da yüzleşmek zorunda kalmaz.
Bu nedenle erteleme bazen başarısızlık korkusundan korunmanın bir yolu olabilir.
Mükemmeliyetçilik ve Erteleme
Mükemmeliyetçilik her zaman kişinin çok çalışması şeklinde ortaya çıkmaz.
Bazen tam tersine başlamayı zorlaştırabilir.
Kişi;
“En iyi şekilde yapmalıyım.”
“Tam olarak hazır olmadan başlayamam.”
“Yeterince zamanım yoksa hiç başlamayayım.”
gibi düşünceler yaşayabilir.
Görev zihinde ne kadar büyük ve kusursuz yapılması gereken bir şey haline gelirse başlamak
da o kadar zorlaşabilir.
Bu noktada sorun kişinin çalışmak istememesi değil, kendisinden beklediği performansın
başlamayı zorlaştırmasıdır.
Motivasyonu Beklemek Neden İşe Yaramayabilir?
Erteleme yaşayan kişiler sıklıkla;
“Biraz motive olunca başlarım.”
diye düşünebilir.
Ancak motivasyon her zaman eylemden önce gelmez.
Bazen tam tersine, kişi küçük bir adım attığında motivasyon oluşmaya başlar.
Bu nedenle “Çalışmak için hazır hissetmeliyim” düşüncesi yerine “Hazır hissetmesem de
küçük bir başlangıç yapabilirim” yaklaşımı daha işlevsel olabilir.
Görevi Zihinde Büyütmek
Bazen yapılacak iş gerçekte olduğundan daha büyük görünür.
“Bu projeyi bitirmem lazım.”
düşüncesi zihinde oldukça ağır gelebilir.
Bunun yerine görev daha küçük parçalara ayrılabilir:
Dosyayı açmak.
İlk başlığı yazmak.
On dakika çalışmak.
Bir sayfa okumak.
Küçük adımlar, görevin yarattığı zihinsel yükü azaltabilir.
Amaç bütün işi bir anda bitirmek değil, başlamayı kolaylaştırmaktır.
Telefon ve Dijital Uyaranlar Ertelemeyi Nasıl Etkiler?
Erteleme sırasında kişinin dikkatini dağıtabileceği çok sayıda hızlı uyaran bulunmaktadır.
Bir mesajı kontrol etmek, kısa bir video izlemek veya sosyal medyada gezinmek başlangıçta
birkaç dakika sürecek gibi hissedilebilir.
Ancak bu aktiviteler yapılması gereken göreve göre daha hızlı bir rahatlama ve ödül sunduğu
için kişi tekrar tekrar telefona yönelme eğiliminde olabilir.
Bu nedenle odaklanılması gereken dönemlerde telefonu görüş alanından uzaklaştırmak veya
bildirimleri kapatmak gibi basit düzenlemeler faydalı olabilir.
Erteleme Sonrası Kendini Eleştirmek
Ertelemenin zorlayıcı taraflarından biri de kişinin daha sonra kendisine yönelik sert eleştiriler
geliştirmesidir.
“Yine hiçbir şey yapmadım.”
“Ben çok tembelim.”
“Benden hiçbir şey olmaz.”
gibi düşünceler suçluluk ve yetersizlik hissini artırabilir.
Bu duygular ise bir sonraki göreve başlamayı daha da zorlaştırabilir.
Böylece erteleme, suçluluk ve yeniden erteleme şeklinde bir döngü oluşabilir.
Kişinin davranışı eleştirmesi ile kendisini tamamen değersizleştirmesi aynı şey değildir.
“Bugün planladığım işi erteledim” demek ile “Ben tembel biriyim” demek arasında önemli bir
fark vardır.
Ertelemeyi Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
İlk olarak erteleme anını fark etmek önemlidir.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
“Şu anda hangi görevi erteliyorum?”
“Bu görev bende hangi duyguyu uyandırıyor?”
“Başlamamı zorlaştıran düşünce ne?”
“Bu işin yapabileceğim en küçük parçası nedir?”
Kısa süreli çalışma aralıkları belirlemek de faydalı olabilir.
Örneğin yalnızca 10 veya 15 dakika çalışmaya karar vermek, zihnin “Saatlerce çalışmam
gerekiyor” baskısını azaltabilir.
Başladıktan sonra devam etmek çoğu zaman daha kolay hale gelir.
Her Şeyi Aynı Anda Yapmaya Çalışmamak
Erteleme bazen kişinin yapılacaklar listesinin aşırı uzun olmasıyla da ilişkilidir.
Her işi aynı anda düşünmek zihinsel olarak yoğunluk yaratabilir.
Bu nedenle gün içerisinde gerçekten önemli olan birkaç görevi belirlemek daha gerçekçi
olabilir.
Kişinin kapasitesini aşan planlar yapması ve daha sonra bunları tamamlayamadığı için
kendisini eleştirmesi erteleme döngüsünü güçlendirebilir.
Psikoterapide Erteleme Nasıl Ele Alınır?
Erteleme kişinin akademik, mesleki veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa
psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Bu süreçte kişinin ertelediği durumlarda hangi düşünce ve duyguların ortaya çıktığı
değerlendirilir.
Başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, kaygı, düşük öz yeterlilik veya dikkat güçlükleri
gibi faktörler erteleme davranışını sürdürüyor olabilir.
Amaç yalnızca kişinin daha disiplinli olması değildir.
Amaç, ertelemenin altında bulunan psikolojik süreçleri anlamak ve kişinin zorlayıcı duygular
ortaya çıktığında da harekete geçebilme becerisini geliştirmektir.
Sonuç
Erteleme her zaman tembellik değildir.
Bazen kişi yapacağı işten değil, o işin kendisinde uyandırdığı kaygı, yetersizlik veya
başarısızlık hissinden kaçınır.
Bu nedenle ertelemeyi azaltmanın yolu yalnızca kendimizi daha fazla zorlamak olmayabilir.
Görevi küçültmek, motivasyonu beklemeden küçük bir başlangıç yapmak, dikkat dağıtıcıları
azaltmak ve erteleme anında ortaya çıkan düşünceleri fark etmek daha işlevsel olabilir.
Bazen bir işi tamamlamanın en zor kısmı bitirmek değil, başlamaktır.
Psikolog Beyza Çoban
ÖNCEKİ HABERÜcretli öğretmenlik başvurusu ne zaman açıklanır? 2026-2027 MEB ücretli öğretmenlik sonuçları sorgulama sayfasıSONRAKİ HABERBodrum FK-Esenler Erokspor maçının ardından







