Atopik dermatit; deri kuruluğu, yoğun kaşıntı ve dönem dönem ortaya çıkan alevlenmelerle seyreden kronik bir deri hastalığı olarak biliniyor. Kaşıntının özellikle gece saatlerinde artabilmesi, uyku düzeninden günlük yaşama kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Su Küçük, atopik dermatitte deri bariyerinin korunmasının ve doğru günlük bakım alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.
“ÇOK TEMİZ DERİ SAĞLIKLI DERİDİR” ANLAYIŞI YANILTIYOR
Günlük hayatta yapılan bazı temizlik uygulamalarının hassas deri bariyerini daha da zorlayabileceğini belirten Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle duş alışkanlıkları ve kullanılan ürünlerin önem taşıdığını söyledi:
“Atopik dermatitte zaten hassas ve işlevi bozulmuş bir deri bariyeri söz konusu. Çok sıcak ve uzun duşlar, deriyi sık sık sabunlamak, güçlü temizleyiciler, peeling ürünleri veya parfümlü kozmetikler derideki kuruluğu ve irritasyonu artırarak egzamayı alevlendirebilir. Bu nedenle ‘çok temiz deri, sağlıklı deridir’ anlayışı her zaman doğru değil. Ilık ve kısa duşlar, deriyi tahriş etmeyen uygun temizleyiciler ve parfüm içermeyen nemlendiriciler tercih edilebilir. Düzenli nemlendirme, atopik dermatitin yönetiminde temel yaklaşımlardan biridir.”

KAŞINTI VE STRES KISIR DÖNGÜYÜ BESLEYEBİLİYOR
Deri bariyerindeki bozulma arttıkça kaşıntının da şiddetlenebildiğini belirten Prof. Dr. Özlem Su Küçük, atopik dermatitte sık karşılaşılan kaşıntı-kaşıma döngüsüne de dikkat çekti. Özellikle gece artan kaşıntının uyku kalitesini olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Küçük, stresin de bazı kişilerde alevlenmeleri kolaylaştırabildiğini belirtti:
“Kaşıntı özellikle geceleri belirginleşebiliyor. Kişi kaşıdıkça deri bariyeri daha fazla bozulabiliyor, inflamasyon artabiliyor ve kaşıntı yeniden tetiklenebiliyor. Stres de bazı hastalarda alevlenmeleri kolaylaştırabiliyor. Hastalığın takibinde yalnızca derideki lezyonların değil; kaşıntının şiddeti, uyku kalitesi ve kişinin genel yaşam kalitesinin de değerlendirilmesi önem taşıyor.”
BELİRTİLER YAŞA GÖRE DEĞİŞEBİLİYOR
Atopik dermatitin görünümü ve etkilediği bölgeler de yaşa göre farklılık gösterebiliyor. Bebeklikten erişkinliğe kadar farklı dönemlerde farklı bölgelerin ön plana çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Özlem Su Küçük, hastalığın kronik ve dönem dönem alevlenebilen bir yapıya sahip olduğunu ifade etti:
“Bebeklik döneminde yüz ve yanaklar etkilenebilirken, çocuklukta dirsek ve diz içleri ön plana çıkabiliyor. Erişkinlerde ise eller, yüz ve boyun bölgesinde daha kalın ve yoğun kaşıntılı lezyonlar görülebiliyor. Günümüzde yalnızca mevcut alevlenmelerin kontrol altına alınması değil, hastanın yaşam kalitesinin korunması da önem taşıyor. Hastalığın şiddetine ve kişinin klinik durumuna göre hekim değerlendirmesiyle farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.”

“ATOPİK YÜRÜYÜŞ” HER ÇOCUKTA GÖRÜLMÜYOR
Atopik dermatit yalnızca deriyle sınırlı olarak da değerlendirilmiyor. Özellikle erken yaşlarda başlayan atopik dermatiti olan bazı çocuklarda ilerleyen yıllarda astım veya alerjik rinit gelişme riskinin artabildiğini belirten uzman isim, bu sürecin tıpta “atopik yürüyüş” olarak adlandırıldığını söyledi. Ancak bunun her çocuk için kaçınılmaz bir süreç olmadığının altını çizdi:
“Atopik dermatiti olan her çocuk ileride astım veya alerjik rinit geliştirecek diye bir kural yok. Bu süreç genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebiliyor. Önemli olan hastalığa yalnızca derideki lezyonlar olarak bakmamak ve kişiyi bütüncül olarak değerlendirmektir.”
Atopik dermatitin belirtileri ve seyri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen deri şikâyetlerinde kişiye özel değerlendirme için hekime başvurulması önem taşıyor.
ÖNCEKİ HABERYapay zeka dijital ortamdan gerçek hayata geçiyor! Peki nasıl?SONRAKİ HABERTürkiye'de gençlerin yapay zeka kullanımı iki katı aştı








