Meme kanseri cerrahisinde temel amaç hastalıklı dokunun güvenli şekilde çıkarılması olsa da tedavi sonrasında memenin görünümünün korunması da hastaların yaşamında önemli bir yere sahip. Meme kaybı ya da ameliyat sonrası oluşabilecek belirgin şekil değişiklikleri, kadınların vücut algısını ve psikolojisini etkileyebiliyor.eme kanseri cerrahisinde temel amaç hastalıklı dokunun güvenli şekilde çıkarılması olsa da tedavi sonrasında memenin görünümünün korunması da hastaların yaşamında önemli bir yere sahip. Meme kaybı ya da ameliyat sonrası oluşabilecek belirgin şekil değişiklikleri, kadınların vücut algısını ve psikolojisini etkileyebiliyor.
Bu nedenle meme kanseri cerrahisinde son yıllarda onkoplastik cerrahi yöntemler öne çıkıyor. Kanser cerrahisi ile plastik cerrahi prensiplerini bir araya getiren bu yöntemlerle hem tümörlü dokunun çıkarılması hem de memenin mümkün olduğunca doğal görünümünün korunması amaçlanıyor. Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Lütfi Doğan ve ekibi de özellikle cerrahi açıdan zorluk yaşanabilen meme iç kadranındaki tümörler için yeni bir onkoplastik yöntem geliştirdi.

İÇ KISIMDAKİ TÜMÖRLERDE SEÇENEKLER SINIRLI KALABİLİYOR
Prof. Dr. Lütfi Doğan, meme kanseri tedavisinde hastalığın kontrol altına alınmasının yanı sıra memenin korunmasının da kadınların vücut imajı, psikolojisi ve sosyal hayatlarına dönüşleri açısından önemli olduğunu söyledi. Onkoplastik cerrahi sayesinde ameliyat izinin azaltılabildiğini ve memede doğal görünüme yakın sonuçlar elde edilebildiğini belirten Doğan, ameliyat edilmeyen diğer memeyle simetrinin korunmasının da hasta psikolojisine olumlu yansıdığını ifade etti.
Kliniklerinde 20'ye yakın farklı onkoplastik cerrahi tekniğin uygulandığını anlatan Doğan, ancak memenin özellikle dekolte bölgesine yakın iç kısmında yeterli meme dokusunun bulunmaması nedeniyle buradaki tümörlerin cerrahisinde seçeneklerin daha sınırlı olabildiğine dikkat çekti. Bu bölgedeki tümörlerde bazı durumlarda memenin tamamının alınmasının tercih edilebildiğini belirten Doğan, onkoplastik yöntem kullanılmadan gerçekleştirilen meme koruyucu cerrahilerde ise ameliyat sonrası kozmetik sonuçların hem hasta hem de hekim açısından yeterince tatmin edici olmayabildiğini aktardı.
KISA KESİYLE MEMENİN KORUNMASINI AMAÇLIYOR
Bu alandaki cerrahi seçenekleri artırmak amacıyla uzun süredir yeni bir yöntem üzerinde çalıştıklarını anlatan Prof. Dr. Doğan, geliştirdikleri tekniğin özellikle memenin iç kadranındaki tümörlerde kullanılabildiğini söyledi. Doğan, "Yılların deneyimiyle memenin iç kadranında bulunan tümörler için yeni bir teknik geliştirdik ve uyguladık. Uzun bir kesi yapmıyoruz, kısa bir kesi oluyor. Dışarıdan bakıldığında iz çok fazla görünmüyor. Estetik sonuçları da uyguladığımız hastalardan aldığımız geri dönüşler iyi ve tatmin edici" dedi. "Doğan Tekniği" adı verilen yöntem, uluslararası "Surgical Innovations" dergisinde yayımlanarak dünya tıbbının kullanımına sunuldu.

'NORMAL ŞARTLARDA MEMESİNİ KORUMAK ÇOK MÜMKÜN DEĞİLDİ'
Yeni yöntemin uygulandığı hastalardan biri de 45 yaşındaki Elif Yılmaz oldu. Sol memesindeki kitleyi kendi kendine muayene sırasında fark eden Yılmaz, Etlik Şehir Hastanesine başvurdu. Yapılan tetkik ve biyopsinin ardından meme kanseri tanısı konuldu. Yılmaz'ın memesinde tümörün yanı sıra koltuk altındaki lenf bezlerinde de hastalık bulguları tespit edildi. İlk değerlendirmede memenin ve koltuk altı lenf bezlerinin korunması mümkün görünmezken ameliyat öncesi uygulanan kemoterapiye iyi yanıt alınması üzerine hasta meme koruyucu cerrahi açısından yeniden değerlendirildi.
Tümörün memenin iç kadranında ve göğüs duvarına yakın bölgede bulunması nedeniyle hastaya geliştirilen yeni teknik uygulandı. Prof. Dr. Doğan, "Normal şartlarda hastamızın memesini korumak çok mümkün değildi. Memesinin tamamının ve koltuk altı lenf bezlerinin alınması gerekiyordu. Hastamızın tümörü iç kadranda, dekolte bölgesi dediğimiz göğüs duvarına yakın alandaydı" ifadelerini kullandı.
'GELİŞTİRDİĞİMİZ TEKNİKLE HASTAMIZIN MEMESİNİ KORUDUK'
Tümörün bulunduğu bölgenin cerrahi açıdan önemine işaret eden Doğan, yeni yöntemin uygulanmaması halinde kozmetik kaygılar nedeniyle memenin alınmasının gündeme gelebileceğini anlattı. Doğan, "Bu tekniği uygulamasaydık iç taraf tümörü olduğu için kozmetiğin iyi olmayacağı düşünülerek memenin alınması gerekebilirdi. Bu durumda dümdüz kalırdı göğüs duvarı, silikon veya kendi öz dokusunu koruyarak yeni bir meme yapılması gerekirdi" dedi.
Geliştirilen yöntem sayesinde Yılmaz'ın memesinin korunabildiğini belirten Doğan, hastanın kozmetik açıdan da sonuçtan memnun kaldığını söyledi. Yılmaz'ın ameliyatın ardından bir gün içinde taburcu edildiğini ve kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini aktardı.

'GÖĞSÜMÜ KAYBEDECEĞİMİ DÜŞÜNEREK KARAMSARLIĞA KAPILMIŞTIM'
Elif Yılmaz ise meme kanseri tanısı aldığı ilk dönemde yaşadığı korkuyu anlattı. Öncelikle hayatını kaybetmekten endişe ettiğini söyleyen Yılmaz, daha sonra memesinin alınabileceği düşüncesinin kendisini psikolojik olarak etkilediğini ifade etti.
Yılmaz, "İlk tanıyı aldığım zaman çok korktum, çok endişelendim. Öncelikle hayatımı kaybetmekten endişelendim. Daha sonra göğsümü kaybedeceğimi düşünerek çok büyük karamsarlığa kapılmıştım ama buraya geldiğim süreçte doktorların yardımıyla bu süreci daha kolay atlattım" diye konuştu.
Tedavinin ardından memesinin korunmasının kendisi için büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı:
"Bu tedavi sürecinden çok memnunum çünkü göğsüm alınmadı, göğsümde herhangi bir değişiklik olmadı. Ölçüleri eşit, herhangi bir küçülme olmadı. O yüzden de çok rahatım. Korkularım geride kaldı, kanseri yendim, şu anda iyiyim, sağlıklıyım."
ÖNCEKİ HABERBakan Göktaş: Terörsüz Türkiye süreci, geçmişi unutmak değil, milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmenin adıdırSONRAKİ HABERNefes aldıran beslenme! Akciğer sağlığını destekleyen antioksidan deposu







