Süper Lig'in 5. haftasında Fenerbahçe deplasmanda Gaziantep FK ile karşı karşıya geldi. Mücadelede gol sesi çıkmadı ve iki ekip beraberlikle sahadan ayrıldı.
Mücadele sonrası Fenerbahçe'yi ve karşılaşmayı Milliyet Gazetesi yazarları değerlendirdi.
Tek sorumlu Kartal - Halil Özer
Fenerbahçe İsmail Kartal’ın da çabasıyla dün ligde yine puan kaybetti. En iyi malzemeyle kötü aşçı lezzetli yemek yapamaz. Aynı İsmail hoca gibi.
İlk yarı fena ötesiydi. Üçlü aynı tip orta alan oyuncusu; yani Kante, Guendouzi ve İsmail ile oynamak Fenerbahçe’nin hücum gücünü yarıya indirdi. Belki bu orta alanla Şampiyonlar Ligi’nde oynarsın. Hatta iyi de olur. Ancak lig maçlarında çok sırıtırsın.
Neden mi? Çünkü defansif orjinli bu oyuncular çok hücumu düşünen oyuncular değil. Hep kesmeye odaklanan adamlar. Yani Roma maçında Bartuğ’u oynatıyorsun bu maçta oynatmıyorsun. Kante’yi dinlendir. Ne kaybedersin? Ya da çift forvet oyna. O da yok. O zaman da bütün iş Greenwood’a kalıyor. Adam da tek başına ancak bu kadar yapabilir. Bütün ataklarının başlangıcı o.
35. dakikaya kadar Fenerbahçe berbattı. 35 ile 40. dakikalar arasında kıpırdandı. Ancak onda da Guendouzi öyle bir gol kaçırdı ki akıl alır gibi değil. Yani boş kale yerine insan bu topu nasıl dışarıya atabilir?
İlk yarıyı heba eden İsmail hoca 2. yarıya hiç değişiklik yapmadan başladı. Ancak Fenerbahçe daha ataktı. Pozisyonlar yakaladı. Kerem’in şutu yan direkten döndü. Guendouzi bir gol daha kaçırdı. Aslında bütün ataklar kontrolsüz ataklardı. Kaos futboluna yöneldi takım. Ama onda da direnci giderek artan ev sahibi gözü kara bir savunma sergiledi.

İsmail hoca 60. dakikadan itibaren değişikliklere gitti. Oldum olası bu bizim hocaların 60. dakika takıntısını çözemedim. Yürümüyorsa değiştir. Neyi bekliyorsun. İşte böyle bedel ödersin.
Sahada tek adam vardı o da Greenwood. Adam her şeyi yaptı. Ama olmadı. Bir topu da direkten döndü. Sen kötü olursan şans da senin yanında olmaz. Maç berabere bitti. İki puan daha gitti.
Ve puan kaybedilen üç maçın da tek sorumlusu İsmail Kartal’dır.
Yanlış tercihler, gereksiz tripler - Mert Aydın
İsmail Kartal’ın istifasının ve ardından geri dönüşünün takımda müthiş bir sinerji yarattığını düşünenler vardı. Gaziantep deplasmanında maç başladığı andan itibaren bunun altının dolmadığını gördük. Tabii ki enerji meselesi, sahaya çıkan 11 ve oyun felsefesiyle ilgiliydi, istifa ile değil.
Fenerbahçe’nin durağan, hareketsiz oyununa orta saha üçlüsünün görev tanımlarının karışıklığı eklendi. Guendouzi normal yerinden daha önde buldu kendisini. Bu şaşkınlık, Fenerbahçe’nin ilk yarıda bulduğu en önemli pozisyonda Fransız oyuncunun vuruşuna da yansıdı.
Kerem’i haklı olarak top kayıplarıyla eleştiriyoruz ama oyundan çıkana kadar tüm pozisyonlarda o vardı. Lukaku, futbol bilgisi çok yüksek, büyük kariyerli bir futbolcu. Ama çok ağır. Vedat, bu takımın şu anda 1 numaralı santrforu. Fenerbahçe ciddi zaman kaybetti bu maçta.

İsmail Kartal, oyuncu değişiklikleri için geç kaldı. Gaziantep özellikle ilk yarıda maçı lehine çevirebilecek 2 pozisyon buldu.
Fenerbahçe’nin 2 topu direkten döndü. Tabii ki bu şanssızlık. Ancak bu tip tehlikeli pozisyonları oyun içinde sık sık bulacaksınız ki rakip bunalacak.
İsmail Kartal’ın istifası kabul edilmedi. O da geri döndü. Peki Fenerbahçe’nin ligden istifası ne olacak? Bu da kabul edilmeyecek mi acaba? Yanlış tercihler, gereksiz tripler, kaotik kulüp yönetimi işi bu hale getirdi.
Akordu bozuk bir orkestra gibi… - Uzay Gökerman
Bu sezonun Fenerbahçe adına çok daha zor geçeceği çok açık.
Beklentilerin ötesinde çok iyi oynanan bir Roma maçı, sonrasında İsmail Kartal Krizi, gelişmeleri ve Gaziantep FK karşılaşmasında şeytanın bacağını bir türlü kıramayan beşinci hafta sonunda Galatasaray’ın 6 puan gerisine düşen bir Fenerbahçe gerçeği.
Beşiktaş yenilgisinin hemen ardından Samandıra’daki genel düşünce Galatasaray maçına kadar 4’te 4 ile giderek orada ezeli rakibini yenme strateji çerçevesine yerleşmişti.
Bu planın ilk ayağı olan Gaziantep FK maçının bu kadar zor geçmesi bekleniyor muydu bilmiyorum ancak sahaya çıkan ilk onbirin hem oyuncu tercihi hem de saha yerleşiminin takımın oyununu çok açık bir şekilde etkiledi.
Lukaku ve Kerem’in bir türlü form tutamayan durumlarının yanına orta alanda üretkenlik sıkıntısı çekilmesi ilk devrenin boşa geçen bir bölüm olmasına neden oldu.
Aynı oyuncu grubu ile başka seçenek var mıydı sorusunu bu bölümde çok düşündüm.
Lukaku’nun sırtı dönük oyunundaki temel sorun büyük bir ihtimalle çevresinde yardımlaşacağı arkadaşının olmamasından kaynaklanıyordu.
Her topu aldığında önce ona sahip olup sonrasında da adam eksiltmeye çalışınca istediğini sahaysa yansıtamayan bir oyuncu çıktı ortaya.
Vedat’ın bu işi çok daha iyi yaptığına şüphe yok.
İkinci yarı takım biraz daha hareketlenmiş olsa da üretkenlik konusunda hep bir adım geride kaldığını da notlarımıza eklemiz gerekiyor.
Diğer taraftan muhtemelen saha şartlarının da ağırlığından olacak Fenerbahçe’nin takım halinde hem bir adım geride kaldığını hem de akordu bozuk bir orkestra gibi oynadığını söylemek mümkündür.

Roma karşısında her şeyi nasıl farklı yapabileceğini izlediğimiz bir takımın 4 gün sonra bambaşka bir şekil almasını belki yorgunluğa da bağlayabiliriz ancak esas sorunun özellikle ilk yarıda konsantrasyon eksikliği olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki böyle kriz zamanlarında bu normal olan sonuçtur.
Fenerbahçe’nin ikinci yarı daha sabırlı top çevirişi, tep paslarla rakibini kendi alanına sıkıştırması, bunları yaparken 1’e 2 veya 3’e 2’lerle boş alanlar yaratması pozisyonları da beraberinde getirdi.
64. Dakikadaki oyuncu değişikliklerinin Fenerbahçe’nin rakip kalede daha da etkili olmasını sağladığını izledik.
İlk yarı Guendouzi, ikinci yarı Kerem ve Greenwood’un harcadı pozisyonlar saç baş yoldururken Fenerbahçe şanssızlığının zirvesine çıkıyordu.
Direkte patlayan 2 etkili şut artık son noktaydı.
Kayıpları sezon başında bu kadar erken bir dönemde yaşıyor olmanın ileriye dönük tüm bollukları ortadan kaldırdığına şüphe yok.
Sözünü edelim, boş geçmesin; 10 değişikliğin karışığının 3 dakika uzatma olması gerçekten ilginç oldu.
Hakem ilk yarıya ilave dakika eklemezken ikinci yarıyı da 3 dakika uzatması “bari onu da vermeseydi” serzenişine dönüştü.
Roma maçında neler “yapabildiğini” gösteren Fenerbahçe’nin, dört gün sonra Gaziantep karşısında aynı zihinsel ve oyun kalitesini üretememesi hayal kırıklığı yarattı.
Süper Lig özelinde mutlaka buradan sıyrılmanın yollarını ve çarelerini bulmak zorunda.

ÖNCEKİ HABERKaradağ’ın asırlık emaneti Türkiye’de hayat bulduSONRAKİ HABERYatırım ortamı için etkin çözüm dönemi








