Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr - Çağımızın en büyük problemlerinden biri obezite. Her yıl milyonlarca insan obeziteden dolayı hayatını kaybediyor. Uzmanlar sağlıklı yaşam ve diyet programları üzerine araştırmalarına devam ederken, son dönemlerde yaygınlaşan 'zayıflama iğneleri' popülerlik kazandı. Öyle ki siyasilerden ünlülere, sosyal medya fenomenlerine kadar sayısız ismin bu iğnelerle zayıfladığını anlatan paylaşımlar medyayı kasıp kavuruyor. Dünya basınında, sosyal medyada, özellikle birçok ünlü tarafından 'mucivezi zayıflama iğneleri' olarak tanıtılan bu yöntemin detaylarını obeziteyle mücadelede bugüne kadar önemli çalışmalara imza atan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya'ya sorduk.
Sosyal medyada adına sık sık yapılan paylaşımlar ve mucizevi bir şekilde kilo verdirdiği söylenen iğnelerle ilgili Dr. Ayça Kaya, ilk olarak obeziteyi anlatarak açıklamalarına başladı. "Obezite sadece fazla miktarda kilo ile açıklanan bir hastalık değil. Bugün DSÖ obeziteyi kronik, ilerleyici, tekrarlayıcı ve mutlaka kontrol altına alınması gereken bir hastalık olarak tanımlıyor. Eskiden obezite dediğimizde kişinin iradesi suçlanırdı ama son yıllarda yapılan araştırmalarda bunun sadece beslenmeyle ya da kişisel başarıyla değil kişinin metabolik durumunun da burada çok önemli olduğu ortaya çıktı. Kişilerin kiloları artıkça metobolizmalarında bazı sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Vücut kitle endeksi artıkça hormonel değişimler, beyin ve bağırsak, mide arasındaki sinyallerde bozulmalar ortaya çıktı" dedi. Bu doğrultuda geliştirilen yeni tedavi moleküllerinin ortaya çıktığını anlatan Kaya, bunların aslında vücudumuzda olan GLP-1 ve GIP dediğimiz iki tane reseptörün agonisti olduğunu söyledi. Kişinin doyma mekanizmalarında çok etkili olan hormon agonistlerinin hormona benzer yapılar olduğunu, obeziteli bir hastada kullanılan bu içerikli iğnelerin bozulan mekanizmayı düzenlediğini iletti. "Beyinde hazza dayalı yeme isteğini azaltıyor beraberinde mide boşalma zamanını uzatıyor. Kişilerin yemekten aldığı hazzı azaltırken aslında yemeğe karşı kişi kendini koruyabiliyor. Burada bu ilaçları obeziteli bireylerde tavsiye ediyoruz ama bu ilaçları kullanırken hastanın beraberinde yaşam tarzını değiştirmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazanması çok önemli" diyerek iğne kullanırken dikkat edilmesi gereken detayların altını çizdi.

'İLACA İHTİYACI OLMAYANLAR VÜCUDU YIKIMA UĞRUYOR'
Zayıflamak için iğneye başvuran kişilerin beraberinde yapması gerekenleri bilmemesinden kaynaklı olarak ilacı bıraktıktan sonra vücut normale geri döndüğünde eski öğrenilmiş tarzda eski yeme alışkanlıklarına devam etmesi halinde yeniden kilo alınacağını, bu durumda da ilaca bağımlılık durumunun gelişebileceğini söyledi. "Biz burada ilacı bir yardımcı faktör olarak obeziteli bireylerde yakın takipli ve doz kontrolü ile hastalara veriyoruz ama hastalara beraberinde yakın takiple doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak eski yaptığı yanlışlardan kişiyi uzaklaştırmak gerekiyor. Öbür taraftan bu ilaçlar insanın iştahını azalttığı için kişinin canı hiçbir şey yemek istemediğinde eksik beslenmeye bağlı problemler ortaya çıkabiliyor. İlaca ihtiyacı olmayan normal kiloda ya da hafif fazla kiloda olan ve kendini kilolu zanneden bu ilacı doktor kontrolsüz bir şekilde kullanan insanlarda ciddi vücut yıkımları olabiliyor" diyen Ayça Kaya, "Bu durumda beslenememeye bağlı kas ve kemik erimesi gibi sağlık sorunları yaşayabiliyorlar. Bu ilaçlar gerçekten obezite tedavisinde 21. yüzyılda büyük bir çığır açmış ilaçlar ancak bunlar ilaç. Yani bir zayıflama diyeti ya da mucizesi olarak görmemek gerekiyor" dedi.
İğnelerin özellikle '3-5 kilo fazlam var' diyenler için uygun olmadığına dikkat çeken Dr. Kaya, ilaçların, vücut kitle indeksi 30'un üzerinde olanlarda ve insülin direncine sahip kişilerde doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini söyledi. Bu ilaçlardan birinin 12 yaş üzeri obezitesi olan çocuklarda da FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylandığını dile getiren Dr. Ayça Kaya, "Tedaviye başladığında bir ayda 5 kilo ve daha fazlasını veriyorsanız tedavi iyi gidiyor demektir. 3-4 kiloda bile iyi gidiyor diyebiliriz. Ancak bazı bünyelerde de ilaca cevap alınamayabiliyor. Hastayı takip etmek, eğer kilo veremiyorsa ilacı kesmek lazım. İlaç fayda sağlıyorsa düzenli kullanmanız önemli, yani bunlar kafanıza göre bir ay alıp bir ay bırakabileceğiniz ilaçlar değil" dedi. İğnelerin yan etkiler de barındırdığına dikkat çeken Dr. Kaya şu bilgileri paylaştı:
"Mide-bağırsak sisteminde bazı olumsuz etkilere neden olabildiği gibi karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, kabızlık, şişkinlik yan etkilerine sıklıkla rastlanıyor. Yorgunluk, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi yan etkiler de görülebiliyor. Bazı yayınlarda medüllar tiroid kanseri ile de ilişkili olabileceği düşünülüyor ve kanser hastalarında önerilmiyor."

Yan etkilerinin yanı sıra ilaçların iştahı baskılarken diğer yandan kullananların canları istemediği için yeteri kadar beslenememelerinin de büyük bir soruna yol açtığına vurgu yapan Dr. Kaya, "Kişiler iğnelerin yarattığı etkiden dolayı vücudun günlük alması gereken karbonhidrat, protein ve yağ dengesini kaçırıyorlar. Bu durumda çok hızlı kilo kayıpları gözlemlenebiliyor. Bu da çok hızlı kilo kaybına yol açtığından deride sarkma, ciltte kuruma, saçlarda dökülme, tırnaklarda kırılma gibi istenmeyen durumlara neden olabiliyor. Bir de bazı insanlar haftada bir yapması gereken ilacı daha fazla sonuç elde etmek için üç günde bir kullanabiliyor. Bu da son derece tehlikeli. İlaçlar yeni piyasaya çıktığı için uzun vadede tam olarak ne tür etkilere yol açacak, bilmiyoruz. Belki 8-10 sene sonra daha net söyleyebileceğiz. Önerilen dozda ve sürede kullanmak önemli" dedi.
"Bu ilaçları doğru hastada, doğru dozda ve doğru endikasyonlarda kullanmak gerekiyor. Düşük kilolarda olup, iştahının kesilmesini isteyip biraz da kilo verme düşüncesinde olan kişiler ilacın yan etkileriyle karşılaşabilirler. Verdikleri kiloları geri de alabilirler. O sebeple öncelikle hastalığın altında yatan nedenleri bulmak, bu nedenler doğrultusunda da tedaviye gitmek lazım. Obezite cerrahisini en son tercih olarak, ilaçları da obezite cerrahisine olan gidişatı durdurmada etkili olacağını düşünüyorum." İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya
Son zamanlarda zayıflama iğnelerinin ünlüler arasında bu kadar yaygınlaşması akıllarda güzellik standartlarını daha da ulaşılmaz hale mi getiriyor' sorusunu canlandırıyor. Artık ‘doğal olarak zayıf olmak’ yerine, zayıflığı ilaçla sürdürebilmek mi yeni norm haline mi geliyor? Dr. Ayça Kaya açıklamalarını sonlandırmadan önce bu soruyu şu cümlelerle ifade etti: "Bunun böyle olmasını kesinlikle istemiyoruz çünkü vücuttaki yağ dokusu aslında bizim vücudumuzun ısısını sağlıyor, vitaminleri mineralleri, hormonların dengesini sağlayan bir organ olarak görev yapıyor. Ünlüler, reklam yıldızları normal kilodaki insanlar bunu yaparak daha da zayıf olma talebiyle bir tür yeme bozukluğuna doğru gidiyor aslında. Daha zayıf olmak daha güzel olmak anlamına gelmez. Güzellik algısını zayıflıkla birleştirmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Çünkü bu kişileri yeme bozukluğuna da götürebiliyor hele ki genç kızlarda çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Zayıflık eşittir güzellik değildir. İdeal kilo insanın güzelliğidir. Vücut kitle indeksinin 18'in altında 30'un üzerinde olması insan sağlığı için çok ciddi riskler oluşturur."




