Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - 2011 yılında Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olan Aslı Kaya’nın hedefi mimarlık okumaktı. İtalya’ya duyduğu ilgi nedeniyle eğitimini burada sürdürmek istedi ve 2012-2017 yılları arasında Mantova’da yaşadı. Ancak 2017 yılında ailevi nedenlerle Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Mimarlık eğitimini tamamlayamamış, bitirme tezini yazamamıştı. Bir hayal yarım kalmıştı. Fakat Aslı’nın hayatında başka bir şey çoktan filizlenmeye başlamıştı. Bir zamanlar mimar olma hayaliyle İtalya’ya giden genç bir kadın, yıllar sonra gecenin bir yarısı mutfağında dondurma karışımı hazırlayıp sabah makinenin başına geçeceğini düşünerek uyuyordu. Gündüzleri ise sokak sokak, kapı kapı dondurma teslimatı yapıyordu. Henüz dondurma makinesi bile yokken, hazırladığı karışımın gerçekten dondurmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini öğrenebilmek için yaşadığı yerdeki pastane ve dondurmacıların kapısını tek tek çaldı."Ben bir dondurma karışımı hazırladım, bunu sizin makinenizde çevirip dondurma olup olmadığına bakabilir miyim?" diye sordu. Kimse izin vermedi ve kapılar birer birer kapandı. Ancak Aslı vazgeçmedi ve sonunda bir makine buldu.

‘TİRE’DE DÜNYANIN EN İYİ MEYVELERİNDEN BİRİ YETİŞİYOR BENCE’
"Novella markasını 2019 yılında kurduğumda, dondurmayı aracı ederek yaptığı şeyi anlatan ve hissettiren bir marka olmasını hedefledim" diyen Aslı, “O dönem yoğun gündemimde olan şey, kadınların ekonomik özgürlüğünün olmayışıydı mesela. Böyle bir sebepten, köylerde yaşayan kadınların bahçesindeki tek ağaca talip olmak istedim; hiçbir ekonomik değeri yokmuş gibi gözüktüğünü ama doğru şekilde işlenirse bir değere dönüşebilecek olduğunu kanıtlamak istedim. İtalyanların kültürlerindeki ürünlerine sahip çıkmalarından etkilenmiştim. Bizim ülkemizdeki onca kıymetli şeyin ise yitip gitmesine nasıl göz yumduğumuzu düşünüp onlarla ilgili bir şey yapmak istedim. Kendi küçüğümde, kendi ölçeğimde. Bunun küçük adımlarla yapılıp büyük etkiler yaratabileceğine inandım” dedi ve ekledi:
“Bence Tire Cambazlı Köyü’nde dünyanın en iyi meyvelerinden biri yetişiyor: Karadut. O mayhoş ve düzensiz dizilimli olan. Oranın yerlileriyle sohbet ettiğimde, ağaçta bırakmanın bazen toplamaktan daha mantıklı olduğunu söylüyorlardı. Bütün bunlarda çok büyük bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Bunu tersine çevirmenin bir yolunu buldum, bu yoldan ilhamla başkaları da başka yollar bulabilirler.”

‘TEORİK TÜM BİLGİLERİ KİTAPLARDAN ÖĞRENDİM’
2017’de, çalıştığı iş dolayısıyla dondurma, gelato, endüstriyel dondurma, pastane dondurması gibi her türlü üretimin yapıldığı büyüklü küçüklü imalathaneye, fabrikaya girme ve buralardaki insanlarla sohbet etme şansının olduğunu söyleyen Aslı, “Öğrenciliğimde de İtalya’daki bu sektörle ilgili fuarlarda görev almıştım. O yüzden aslında farkında olmadan sektöre dair epey bilgi edinmişim. Mimar olmaya doğru giden yol sekteye uğrayınca ben de alternatif bir rota belirledim ve bu dondurma oldu. Dondurma üretmeyi bilmiyordum. Okuduğum ve gördüklerimden anladığım kadarıyla bu, benim öğrenebileceğim bir şeydi” şeklinde konuştu.
"İtalyanca kaynakların hepsini yalayıp yuttum" diyen Aslı, “Teorik anlamda edinebileceğim tüm bilgileri kitaplardan öğrendim. Geriye bir tek gerçekten hazırladığım karışımın dondurmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini görmek kalmıştı. Bunun için de bir dondurma makinesine ihtiyaç vardı. Şu anki gibi ulaşılabilir fiyatlarda değildi bu makineler. Ben de yaşadığım yerdeki ana caddedeki tüm pastane ve dondurmacılara gidip sorduğumu hatırlıyorum. ‘Ben bir dondurma karışımı hazırladım da, bunu sizin makinede çevirip dondurma olup olamayacağına bakabilir miyim?’ diye. Hiçbiri izin vermemişti. Ama sonra bulduk, denedik ve oldu. Teori pratikte de çalıştı. O ilk yaptığım dondurmanın tadını hiç unutamıyorum. Bodrum’a iş için gidip gelmekten kaynaklı Bodrum mandalinası suyum vardı, bir de fındıklı bir çeşit yapmıştım” ifadelerine yer verdi.

‘1 AY UYKUSUZ VE MOLASIZ TEK BAŞIMA ÇALIŞTIM’
‘Pandemi başladığında bu benim için başlı başına bir meydan okumaydı’ diyen Aslı, “Aslında ben avantajlı taraftaydım bile diyebilirim. Çünkü henüz bir dükkanım yoktu ve tek çarem kapı kapı teslimat yapmaktı. Bu aslında markanın kuruluşuna yaradı. Pandemide tüm iş planlarımız suya düştüğünde başka sektörlerde iş görüşmeleri yapıp iş aradığım bir dönem oldu. Şehir dışında bir işe kabul aldım ve tam gidecekken kapanmalar oldu, uçuşlar iptal oldu. Sonra bunu ilahi bir mesaj olarak alıp sevdiğim şeye can havliyle tutunarak ortağıma gidip “Dondurma yapalım ve dağıtalım, tek seçeneğimiz bu şu an devam edebilmek için.” dediğimi hatırlıyorum. Orada da menüyü ve iş modelini sadeleştirip minimumda yapılabilecek bir plan yapmanın faydasını gördüm. Bir anda çok büyük bir adım atamazdık ama ufak adımlar atabilirdik. Sabit bir dükkan, kira, personel gibi giderlerim olmadığı için çok kaliteli ve maliyetli malzemeleri kullanabilme lüksüm oldu ve insanlar da böyle bir ürüne ulaştıkları için memnundu” bilgisini paylaştı ve ekledi:
“Dükkanı açtığım günden itibaren her günün akşamında tezgahım çok şükür ki boşalıyordu. Gecesinde gidip tekrar üretim yapıp sabahına tekrar tezgaha götürüp satışını yapıyordum. Bir ay kadar uykusuz ve molasız böyle bir tempodan sonra tek başıma yapamayacağımı kabullenip satış ekibimin ilk üyesini işe aldım. O zamandan sonra çalışan sayımız her geçen gün arttı. Yani dondurmacılıktan çıkıp ekip yöneticiliği yapmaya başladım. Bu değişim benim için zorlayıcıydı. Sorumluluk bilincim çok yüksek ve bu işi de hayatım buna bağlıymış gibi önemsediğim için zorlandığım çok an oldu.”

‘7 YILDIR HER ŞEYİ DONDURMA OLARAK GÖRÜYORUM’
‘Kararlarımı sadece ve sadece ticari kriterlerle vermiyorum’ diyen Aslı, “Örneğin bu sene biz Hatay ili Arsuz ilçesinden 1 ton limon aldık. Bu kararın ticari anlamda avantajlı olup olmaması hiç önemli değildi. Depremden sonra o bölgede dokunabileceğimiz en ufak şeye dokunmak, bizim dondurmamızın bir işe yaraması kriterimizdi. İyi ürünün, kaliteli hammaddenin peşinde olup doğru teknikle lezzetli bir ürün sunmanın ötesinde, anlamlı bir şeye, bir derde, bir soruna hizmet eden bir dondurma üretiyoruz. Bu, bahçesindeki tek ağaçtan bir ek gelir elde eden bir kadın olabilir, yoldan topladığı ıhlamuru toplayıp bize satan bir kadın olabilir, dükkanında reçel yapıp bize bidon bidon satan bir kadın olabilir, Hatay’daki bir ton limon olabilir” şeklinde konuştu.
Son 7 yıldır her şeyi dondurma olarak gördüğünü söyleyen Aslı, “Ege’deyiz ve etrafımıza baktığımızda en çok gördüğümüz şeylerden biri incir ağacı. Ben incir ağacının o eğri büğrü kollarını kış boyu izleyip ilk yaprakları çıktığında onlardan dondurma yapıyorum mesela. Benim mevsimlerin nabzını tutmama da yarıyor bu doğayı izleme olayı. Sırf kendime iyi gelsin diye yürüyüş yaptığımda topladığım papatyalardan dondurma yaparken bulmuştum kendimi. Benim için çalışmak gibi değil yeni bir çeşit üretmek, yeni bir malzeme ile çalışmak. Onlar benim pilimi dolduran şeyler” bilgisini paylaştı.

‘YAKIN ÇEVREMİZDEKİ İLAÇSIZ MEYVELERİ TERCİH EDİYORUZ’
‘Öncelikle az miktarda ağacı olan, bu işin normalde ticaretini yapmayanlardan ürün almayı çok seviyorum’ diyen Aslı, “Çünkü onlar ne ilaçlama gereği duyuyorlar ne de verim gibi bir kaygıları var. Bütün bu tarz ağacı olanları benimle iletişime geçmeye davet ediyorum. Olmadık yerlere 5-10 kilogram meyve almak için gittiğimiz çok oldu, seviyoruz. Onun dışında yakın çevremizde ulaşabildiğimiz ilaçsız meyveler tercihimiz oluyor. Üretimlerini bildiğimiz, çoğu zaman müşterilerimizin bize tavsiye ettiği üreticilerle hep yollarımız kesişiyor. Her sene yenisi ekleniyor, kimisi çıkıyor. Bir de tabii doğa bu; bir sene vişne verimli oluyor, diğer sene şeftali bol oluyor, öteki sene çilek güzel diyoruz. Her sene hammadde tedariği biraz maceralı geçiyor. Bir noktada bunu kafaya çok takmıştım. ‘Standardize ve analitik bir üretim ve hammadde tedarik planı yapamıyoruz, bu çok büyük bir problem’ gözüyle bakıyordum. Sonra fark ettim ki bu düzensizliğin içinde de bir düzen var aslında. Doğanın gösterdiği yolu izlemek böyle bir şey, kriterlerim belli ve o meyveler beni buluyor” dedi ve ekledi:
“Meyveyi küçük üreticiden aldığınızda olgunluğu üzerinde söz sahibi oluyorsunuz. ‘Olgunken topla bana, ben gerekirse 3-4 postada alacağım’ diyebiliyorsun. Böyle olunca meyvenin kendi şekeri epey yüksek olmuş oluyor. Bu, tatlılığı doğal bir seviyede tutmakta ve aroma kullanmamaktaki birinci adım. Sıklıkla fark ederiz, marketten, pazardan aldığımız meyvelerin ne tadı vardır ne kokusu. Uzun yollara dayansın, satıcısını ticari kayba uğratmasın diye erken toplanır. Küçük üreticiden alışveriş yaptığınızda bunu kontrol edebiliyorsunuz.”

‘KATKISIZ VE KALİTELİ YAPILAN ÜRETİMİ MÜŞTERİ TERCİH EDİYOR’
‘Üretim reçetelerimiz ilk günden beri gram gram kayıt altında’ diyen Aslı, “Üretimi ben veya kardeşim Zeynep yapıyoruz. Hatta son 2-3 senedir rutin üretimi yoğunlukla kardeşim Zeynep yapıyor ve harika bir iş çıkarıyor. Kendisi Gastronomi ve Mutfak Sanatları mezunu olduğu için bu alanda eğitimli ve tutkulu bir şef. Benden çok daha özenli ve disiplinli bir iş ortaya koyuyor yıllardır. Ben içimi kıpır kıpır eden şeyi arayıp bulup onun üzerinde birçok deneme yanılma yaparak bir yola çıktım. Gece uyuma ve sabah uyanma motivasyonum dondurma olunca en çaresiz hissettiğim anda dahi yollarım hep dondurmaya çıktı” ifadelerine yer verdi.
‘Gerçekten katkısız üreten cesur üreticiler arttıkça tüketici, bu ürünler ve katkısız iddiasında olan yapay ürünler arasındaki farkı daha iyi ayırt ediyor’ diyen Aslı, “Basit bir denklem var. Katkılı yapılan üretim maliyet avantajı sağlıyor ve çoğu üretici tarafından tercih ediliyor. Katkısız ve kaliteli yapılan üretim ise müşteri tarafından tercih ediliyor. Bu şekilde üretim yapan yerler popüler ve uğrak yerler haline geliyorlar. İtalyan gelato sektörü çok yoğun şekilde tercih ediliyor” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Eğlenerek ve huzurla çalışabiliyorsam kendimi başarılı sayarım. Ekibimdekiler de aynı şekilde çalışıyorsa biz başarılı bir ekibiz demektir. Üreticiler, ürünlerinin kıymetini anlayacağımı düşünerek beni buluyorlarsa biz başarılı bir üreticiyizdir. Dükkana gelen müşterilerim çevrelerine bizi tavsiye ediyorsa ve onlara hayallerini, hayatta yapmak istediklerini, değerlerini hatırlatıyorsa markam başarılıdır. Bir de benimki gibi anlam buldukları bir iş ile geçimini sağlamaya niyetli girişimciler var ise onlara ‘Ben buradayım, oluyor, yaparsınız’ diyebiliyorsam kendimi başarılı hissederim.”
ÖNCEKİ HABERFenerbahçe - Roma maçı ne zaman, hangi kanalda, saat kaçta? Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi maçı tarihi!SONRAKİ HABER‘Artık hiç konserim olmayacak’








